Embed

HEPİMİZE

Aleme gönderilen en mükemmel varlıklarız, insanız. Aciz değiliz. Görevimiz beden ve ruh sağlığımızı korumak. (Bunda herkes hemfikir. Ama uygulamada aksaklıklar olabiliyor. Hata yapma hakkımızı kullanıyoruz belki)

Herhangi bir şekilde, bir yerinden buna müdahale ettiğimiz zaman sistem bozuluyor. Bu bozukluğun içerisinde debelenirken oraya buraya toslamalar başlıyor. Ta ki konu maddi-manevi seni çökertene kadar uyanmıyorsun. Ne zaman ki dibe vuruyorsun en pis şekilde, orada o an karar veriyorsun ve toparlamaya çalışıyorsun. Toparlanmaya gücün varsa (ki kişi kendini en iyi bilendir) ayağa kalkıyorsun, yoksa (ki tembelliği yani kolay olanı seçmiştir) geçmiş olsun…

Bir çeşit din gibi aslında bu konu… Hani namaz kıl diye söylersin ama o içinden geldiği an bunu yapar ya, onun gibi… Kimse kimsenin kendi iç aleminde yaşadıklarından haberdar olamaz.

Yaşadığın şeyin dozunu, ağırlığının seni yerin kaç kat dibine çektiğini bilemem. Kimse kimseyi değiştiremez. Kimse karşısındakini yargılayamaz, kınayamaz. Kişi değişmeyi kendi istemedikçe; onu konuşarak, yazarak, tutup kolundan bir yere götürerek değiştirmek mümkün değildir. Bunların hepsinin bilincindeyim bu satırları yazarken.

Ve bir küçük tavsiye baktın ki ev ya da işyeri seni daraltıyor, duvarlar sıkıştırıyor hemen dışarı çık. Yarım saat yürü, doğaya bak. Hele ki ilkbahar her yan uyanmada, sen de uyan. Evren’in renkleri o kadar güzel ki incele bir bir. Kendine gel. Bunların hepsi geyik gelebilir, ama değil. Hapsettiğin yerde duran grilikleri, doğaya ya da insana ait küçücük bir şeyi incelerken, renkli hale dönüştürebiliyorsun. Dene ve gör. Bırak geçmişi, unut olan biteni. Zaten bırakamadığın ve unutamadığın için isyanın. Sen bırakmadıkça hiçbiri gitmeyecek içinden. Yavaş yavaş vedalaş artık hepsiyle.

Gerek var mı bu kadar yıpratmaya kendini? Ne için? Kim için? Herkes kendi hayatını yaptığı planlar doğrultusunda yaşarken sen bir yerde tıkanıp kalmışsın, neden? Ve bu kimin umurunda?

Ne zaman istiyorsan o zaman ayağa kalk ama şu yazdıklarım da lütfen aklının bir köşesinde dursun. Herkes özünde yalnız bunu da biliyorum ama konuşup anlatabilmek, anlaşılabilmek çoğu zaman iyi hissettiriyor.

Demiş ki Sabahattin Ali:

Hiçbir acı baki değildir. Üflersin geçer. Bazılarına daha çok üflemen gerekir, hepsi bu…

Bu üflemek gücü de her insana yaratan tarafından verilmiş. Önemli olan üflemeye karar vermek ve kalan ömrünün tadını çıkarmak. Yılmadan, yorulmadan.

Geçmişin hüznünü, geleceğin kaygısını bir tarafa bırakıp, nefes aldığın süreci, kendine daha fazla eziyet etmeden geçirebilmeni ümit ediyorum. Senin nazarında etrafımdaki herkesin ve dahi kendimin…

Bunun olabileceğine de inanıyorum çünkü hepimizin aklının, kalbinin ve ruhunun el değmemiş yerlerinde saklamaya çalıştığımız mis kokulu bir bahçe bulunduğunu biliyorum…

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !